Televizyon Dizisinden Politik Bir Zafer Çıkabilir Mi?

Türkiye’nin sakin bir gündeme sahip olduğuna hiç şahit olmadım. Savaşmamız gereken hep bir düşman, kahramanı olmamız gereken bir engel var. Bunun nedenleri ayrı bir yazının konusudur. Ancak tüm bunların getirdiği ekonomik dalgalanma, geçim sıkıntısı ile birleşince tabii ki Mutluluk Raporu‘nda yalnızca Bulgaristan gibi ülkelerin üstüne çıkmakla mutlu olmamız şaşılacak iş değil.

Peki, bir ülkede mutluluktan umudunu kesmiş bir haldeyseniz ne yaparsınız?

1984 yılında Bulgaristan Komünist Partisi, Soya Dönüş(Revival Process) adı verilen projeyi hayata geçirdi. Hedeflenen Bulgaristan’ın Güney Doğu bölgesinde yaşayan 900 bin, ağırlıklı Müslüman-Türk nüfusu istatistiksel anlamda göz ardı edilebilir hale getirmekti. Böylelikle ülke nüfusunun %10’unu oluşturan bu azınlık kesimin aslen Bulgar olduğu tezi savunulabilecekti. Bu hedef doğrultusunda bölgede yaşayan herkesin adı gönüllülük esasına dayalı(karşı çıktığınız durumda silah zoruyla) dönemin hükumeti tarafından değiştirilir ve yeni Bulgar isimleri verilir.

TRT’nin hazırladığı Safiye’den Sofiye’ye Çalınan Kimlikler isimli belgesel yukarıda belirttiğim yılları oldukça detaylı anlatan 13 bölümlük bir çalışma ve geçtiğimiz günlerde tümünü izledim, bitirdim. Size de izlemenizi tavsiye ederim.

Soya Dönüş projesinin uygulanmasına direnen insanlardan bazıları Belene Kampı‘na kapatılmış(evet, ~25 sene önce aktifmiş), işkence edilmiş, bazısı ise çıkan olaylar esnasında yaşamını yitirmiş. Ancak hayatını kaybedenlerden hiç birinin ölüm sebebine kurşun izi yazılmamış; kalp krizi, düşme gibi nedenler belirtilmiş. Çünkü aksi, devlet katliam yaptı söylemi savunulabilir hale getirecektir. Dönemin hükumetinin ise isteyeceği en son şey budur.

Tablo Türkiye açısından da bölgede yaşayan Türklere yardım edilebilir bir pozisyonda değildi. Ayrıca Türkiye, 1980 darbesini henüz yaşamıştı. Türkiye, NATO üyesiyken; Bulgaristan dönemin Varşova Paktı üyesiydi.  Yani Türkiye’den Bulgaristan’a verilecek notanın anlamı, NATO’nun, Varşova Paktı’na göstereceği bir diş gibi anlaşılacaktı.

Sonuç yüzbinlerce insanın Türkiye’ye göç etmesine sebep oldu.

Göç esnasında ise Yeniden Doğmak isimli diziye konu olacak bir dram yaşanmış.
Aysel Özgür ismindeki kızlarına pasaport verilmediği için Bulgaristan’da kalan ailenin hikayesi; bugün %94,6’sı televizyon izleyerek eğlenen toplulumuza derinden işlemiş. Dönemin Bulgaristan hükumeti ise diziden rahatsızlığını belirtmiş ve sonuçta bu dizinin yayından kaldırılmasına karşılık Aysel’in gönderilmesi istenmiş. Sonrası aşağıdaki videodaki gibi:

Turgut Özal’ın anlatımıyla hikaye 21:03‘te özetleniyor.

Yeniden Doğmak, isimli dizinin politik bir zafer olup olmadığı daha derinlemesine tartışılması gereken bir konu aslında. Verilmek istenen mesajın nasıl yöntemle(burada dizi) topluluğa iletileceği; ne kadar amacında olduğu başlı başına bir çalışma konusudur. Ancak insanların mutluluğuna dair olumlu bir katkısı olabildiği oldukça açık.

Burada ülkenin mutluluğuna yönelik üzerine esas düşünülmesi gereken konuyu sanırım yüz yıllar önce Osmanlı devletinin kurucusu Osman beyin mentörü Şeyh Edebali söylemiş:

“İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın”