Umut Veren Distopya ve Monochroma

Distopya, İçinde yaşanılması pek istenmeyen veya korkulan yer anlamına geliyor. Ütopyanın tersine distopya size endişe veriyor.

Hikaye edilen senaryosuna göre 1950’lerin distopik bir dünyasında bir abinin sakatlanan kardeşini aydınlık geleceklere sırtında taşıdığı Monochroma isimli oyunu bitirdim.

Neredeyse bir yıldan beridir çok az kullandığım Steam hesabımda bekleyen bir ürün gözüme çarptı. İstanbul merkezli nowhere isimli oyun stüdyosunun geliştirdiği bu oyunun aşağıdaki Kickstarter kampanyasını izledikten sonra kampanyayı kaçırmış olmama rağmen destek olmak için oyunu satın almıştım. Oyunun nasıl bir akışı olduğunu anlamanız için sizi Kickstarter videosuyla başbaşa bırakıyorum.

Türkiye’den çıkan başarılı Kickstarter kampanyası duyduğumu çok fazla söyleyemem. Türkiye’yi boylu boyunca yürüyen Matt’ten başkasını bilmiyorum. Bunların arasında Monochroma’nın $86,644 toplamış olması küresel bir etkiye sahip olduğunu da gösteren önemli bir detay.

Geçtiğimiz ay, bilgisayarıma kurduktan iki hafta içerisinde oyunu bitirdim. Beğendim.
Hikayesi ve grafikleri sizi içine sürükleyen bir oyun ortaya çıkmış. Monochroma’nın müzikleri etkileyici sahneleriyle desteklenmiş ve gerilimi, endişeyi size hissettiriyor. Bütün oyun boyunca iki boyutlu bir akışa sahip olmasına rağmen bütün nesleler üç boyutlu tasarlanmış ve hikayenin renklendirilmesinde özellikle kırmızı büyük dikkatle kullanılmış. Sanat yönetmeni gerçekten müthiş bir iş çıkarmış.

Beklentimin aksine oyun distopik bir hikayeye yakışır bir sonla bitiyor. Ancak finali hiç gelmiyor; belki bir şeyler düzelir. Belki gelecek çok daha güzel olur diye garip bir umut içinizde üzgün gözlerle hikayenin sonuna geldiğinizde; oyunda emeği geçenleri izliyorsunuz.

Eğer siz de bu oyunu bitirmek isterseniz benden rica edebilirsiniz veya Steam üzerinden satın alabilirsiniz.
Bağlantı işte burada: http://store.steampowered.com/app/265830/?l=turkish&cc=uk


Bu yazı bir Pomodoro(25 dakika) ile hazırlanmıştır. Pomodoro tekniğini araştırın.