-Neylerin Neyi? +nesnelerin interneti

Kevin Ashton.
Adını (muhtelemelen) ilk defa duyduğunuz bu kişi, bir devrin isim babası olarak anılacak. Internet of Things kavramını ilk kez P&G‘de çalışırken taa 1999 yılında yaptığı bir sunum esnasında başlık olarak kullanmış. O gün bugündür kullandığı başlık dört bir yana yayılmaya devam ediyor.

Bu kavramı daha düne kadar Türkçeye nasıl çevireceğimizi bile bilmiyorduk(hala daha bilmiyoruz gerçi). Kimisi “şeylerin interneti” bir başkası “nesnelerin interneti” diyordu. Bu karmaşada ben ikincisinin tarafında olacağım.

Peki Nesnelerin İnterneti Nedir? Yenir Mi?

Hayır, yenmiyor.
Ne olduğuna gelince ise kısaca fiziksel nesnelerin ilişkide bulunduğu bir ağ olarak tanımlayabiliriz. Bu nesneler donanımsal ürünler olduğu gibi zaten var olan ürüne yazılımsal eklemeler şeklinde de olabiliyor. Ayırt edici kimliklere(ID) sahip nesnelerin elde ettiği verilerin; diğer cihazlarla yine internet üzerinden takas edilmesine verilen isim diye özetleyebiliriz.

Şu anda Dünya üzerinde kullanımda olan nesnelerin internetine sahip cihazlar için Thingful adında bir arama motoru geliştirildi. Burada cihazın bilgilerini ve paylaştığı veriyi görebiliyorsunuz. Bunlar kimi zaman bir termometreyle sıcaklık ölçerken, kimi zaman bir uçağın hızını gösteriyor veya sadece internete çıkış yapmış bir Raspberry Pi olarak karşınıza çıkabilir.
Aşağıdaki harita İstanbul’u konum olarak gösteriyor, dilediğiniz gibi kurcalayın.

Tabii sizin ürününüz illa yukarıdaki gibi herkese açık olmak zorunda değil.

Her yıl sonunda yapılan Internet of Things World Forum(IoTWF)‘da sektörün mevcut durumu ve geleceğine dair ipuçları veriliyor. İpuçlarından birisi Cisco çalışanı tarafından dile getilirmişti:

2022 Yılına Kadar Nesnelerin İnterneti 11.4 Trilyon Dolarlık Bir Pazar 
 Ve  2 Milyon Yeni İstihdam Oluşturacak. ~Wim Elfrink

Araştırma pazar için çarpıcı sonuçlar gösterse de Georgetown Üniversitesinden bir profesöre göre nesnelerin interneti için pazar büyüklüğünü hesaplamaya çalışmak 1940 yıllarında plastiğin pazarını öngörmek gibi bir şey. Çok çılgın büyüyeceğini bekliyoruz.
Başka bir ipucu ise Gartner şirketi tarafından duyuruldu ve şöyle diyor:

2020 yılına kadar 26 milyar cihaz internete bağlanacak

Yukarıdaki rakamların ortaya koyduğu potansiyel sebebiyle herkesin iştahı kabarıyor. Samsung ARTIK adını bir platform duyurdu. Google’ın önümüzdeki I/O konferansından Brillo adı verilen nesnelerin interneti platformunu duyurması bekleniyor. TI ve NXP ise çoktan hazır gibi görünüyor.

Nesnelerin internetinin getireceği potansiyel sadece hayatımızı değil, endüstrileri, eğitimi, şehirleşmeyi ve iş yapış şeklimizi de birlikte dönüştürecek. Düşünsenize etrafınızda bulunan her bir ‘şey‘ veri üretmeye başlayacak ve artık veriye sahip olmanın bir önemi kalmayacak. Önemli olan o veriyi nasıl anlamlandırdığınız haline gelecek.

Bu öngörülerin gerçekçi olmadığına dair endişeleriniz varsa, cep telefonunun yakın geçmişini beraber hatırlayalım. 2009 yılında muhtemelen tuşlu cihazlardan birini kullanıyordunuz. Aradan sadece 6 yıl geçti ve şimdi en fazla 5 tuşu bulunan dokunmatik akıllı telefonlar yaşayışımıza entegre olmuş durumdayız. Bütün bu değişim aslında gözümüzün önünde oldu. Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan bir araştırmaya göre:

  • Yatmadan önceki son saatini ekran karşısında(tel., PC, TV) geçirenlerin oranı %95
  • Başucunda telefonla uyuyanların oranı %44
  • Telefonu olmadan yaşayamayacaklarını söyleyenlerin oranı: %29        Kaynak

Oranlara hiç şaşırmadınız değil mi?
Büyük değişim kaçınılmaz olacak ve hızla geliyor. En önemli işaretlerinden birisi ise Dünya Ekomonik Forumu‘nun kurucusu Klaus Schwab’in Şubat ortasında yayınladığı makale oldu. Okumanızı tavsiye ederim. “Her birimiz etkilerini hissedeceğiz” diyor.

Değişim Şart Mı?

Evet, değişim şart. Dünya projeksiyonlarına göz attığımızda 2050 yılında toplam nüfusun 9.5 Milyar insana ulaşmasını bekleniyor. Peki tükenen fosil yakıtları, sadece yüzde 2,5’ini kullanabildiğimiz su ve diğer kaynakların yetersizliğinden dem vururken nasıl olacak da bu çılgın kalabalığı eğitecek, doyuracak, barındıracağız?

Bolluk çağı bu sorunun yanıtlarından birisi. Nesnelerin interneti bu sorunları dolaylı olarak yanıtlıyor. Hatta şimdiden şehirlerde yaşayan insanların hayatını kolaylaştırmaya başladı bile. IotWF‘ın yapıldığı ilk şehir olan Barselona, İspanya bunun en güzel örneklerinden birisi, bakalım:

İnternete bağlı temizlik aracı sadece tek kişi tarafından kontrol ediliyor

Temizlik aracı nesnelerin interneti sayeseinde sadece tek kişi tarafından kontrol ediliyor

  • Atık sorununu
    Sensörlü çöp kutuları sayesinde doluluk oranları veri merkezine iletiliyor. Sahaya çıkacak olan çöp kamyonu her gün işe başlamadan önce yepyeni bir rotaya sahip oluyor ve sadece dolu olan konteynerları geziyor. Artan verimlilik hem iş gücü hem de kaynak israfını önlüyor.
  • Aydınlatma Sorunu
    Sokak lambalarını neden tek bir amaçla kullanıyoruz? Şehirde kullandıkları 500km uzunluğundaki bir fiber altyapısıyla birbirine bağlı olan aydınlatma direkleri temel fonksiyonunun yanında kapalı devre kamera sistemi, WiFi noktası, hava kirliliği izleme amaçlarına hizmet ediyor. Tabi ışık sensörüyle sokakta kimse yoksa aydınlatmayı kapatarak tasarruf sağlıyor.
  • Otopark Sorunu
    IMG_5749Park alanlarına yerleştirilen metal ve ışık sensörlerinin bir kombinasyonuyla uygun olan park alanlarına telefonunuzla ulaşabiliyorsunuz.

Barselona’daki dönüşümün detayları hakkında daha fazla detayı şuradan okuyabilirsiniz.

Ülkemizde de güzel şeyler olmuyor değil. İstanbul’da taşımayı sağlayan İETT’nin Sabancı Üniversitesiyle birlikte gerçekleştirdiği çözüm sayesinde duraklarda beklerken otobüsün kaç dakikaya geldiği bilgisine ulaşabiliyorsunuz. Veya yolda bir aksilikle karşılaşıldığında otobüs şoförünün monitörüne düşen alternatif rota ile yönlendirilimesi sağlanıyor(bizzat tecrübe ettim).

Endüstrilerden Örnekler Var Mı?

Sadece belediyeler, şehirler değil; endüstriler de bu dönüşümden nasibini alıyor. Özellikle HVAC(Isıtma, Havalandırma ve İklimlendirme) nesnelerin internetinin en gözdesi sektörü olmuş durumda. Bir kaç örneğini sunalım:

  • Türkiye’den bir şirket olan Reengen binalar için harcanan enerjiyi optimize edecek çözümü sunuyorlar. Sistemin çalışması şöyle özetlenmiş ve binaların enerjisinin %50’sini tüketen HVAC sistemleri için %35’e kadar enerji tasarrufu sağladığı söyleniyor.
  • Big Ass Fans(adına inanamıyorum), birisi odaya girdiğinde çalışıyor ve dönüş hızını odanın nemine ve sıcaklığına bağlı olarak ayarlıyor.

Farklı sektörlerin gerçekleştirdikleri örnekleri de kısaca derleyebilmek mümküdür.

  • Asansör üreticisi Schindler, PORT Technology adını verdiği çözüm ile asansör bekleme zamanını %50 oranında düşürmüş ve gideceğiniz kata en hızlı ulaştıran çözümü geliştirmiş.
  • Medtronic’in geliştirdiği kan şekeri ölçüm sensörünü deri altına yerleştiriyor ve kablosuz olarak cihaza iletiyor. Şeker seviyesi eşiğe gelmeden 30 dakika öncesinde hastayı ve doktoru uyarıyor.
  • Phillips Lighting, geliştirdiği ampullerin akıllı telefonlarla kontrol edilmesine olanak veriyor. Android uygulaması ise burada; insan hayatlarından kesitlerden oluşan havalı videosu ise aşağıda:

  • Babolat isimli tenis raketi üreticisi Pure Drive adını verdiği bir teknolojiyle raketi internete bağlıyor. Böylece kendi performansınızı detaylı bir biçimde görebiliyorsunuz. Dahası arkadaşlarınızın oynayışıyla karşılaştırabilirsiniz.
Babolat-Play-Screenshots-685x1024

Babolat’ın geliştirdiği Pure Drive tenis performansınızı hiç olmadığı kadar ölçüyor ve paylaşıyor

Yazıyı daha fazla da uzatmadan izlediğimden beri beni heyecanlandıran Texas Instruments’in otomotiv endüstrisine dair fantazileriyi sizinle sizi başbaşa bırakmak istiyorum. Videoda sürücüye göre ayarlanan koltuk, ısıtma; sürüşe devam ederken tiyatro bileti alabilmek, boş park alanlarını listeleyen bir dünya göreceksiniz. Bu Dünya mümkün.

Tabii böyle bir Dünya dikensiz gül bahçesiyle gelmeyecek, bilgi güvenliği; verilerin kime ait olduğu gibi bir çok belirsiz konuyu da beraberinde getirecek. O konulara başka zaman gireriz.

Son olarak Kevin Ashton’un adını koyduğu bu devrimde siz seyirci mi olacaksınız?
Yoksa bu teknolojiyle bir şeyler mi üreteceksiniz?

İstediğiniz sorudan başlayabilirsiniz.
Süreniz başladı.

Eğer bu yazımı beğendiyseniz, daha fazla kişiye ulaşmasını sağlamak için paylaşarak teşekkür edebilirsiniz.

  • Dolu dolu bir yazı olmuş… Emeklerinize sağlık.

    • Metin

      Geri bildiriminiz için çok teşekkürler 🙂

      • muzisyen34

        Zengin örneklemeler ile konu çok güzel ve zevkli şekilde ele alınıp işlenmiş..