Bolluk – Gelecek Çok Daha Güzel Olacak

Şu hayattaki tek gayem(sanırım) sahili olan bir köye muhtar olmak!

Ümitsizlik hayatımızın vazgeçilmez bir parçası; öyle ki ümitli olan insanlar ya hayalperesttir ya da şaşkın bir deli. Ankara’ya tek yön gidiş biletimi aldığımda bu şaşkın delilerden biriydim. Her şeyin çok güzel olacağına inandım. Lakin bazı şeyler pek de düzgün gitme eğiliminde değilmiş, gitmedi.
Yine de hayat size öyle güzel şeyler hazırlıyor ki insan gerçekten hayret ediyor. Öyle güzel bir arkadaş sosyal medya üzerinden şu aşağıdaki sihirli satırları yazdı:

metincim
Bolluk diye bir kitap var
okur musun
sana hediye etmek istiyorum
senin okuman lazım çünkü
adres ver

bollukİki gün sonra kitap elime geçmişti. 400 sayfalık kocaman bir şey. Kapağı da güzel tasarlanmış. Peter H. Diamandis ve Steven Kotler yazmış. Babam yaşında bu iki şaşkın deli adam öyle muhteşem bir iş çıkarmış ki: en iyi kitaplarım listesine en tepeden girdiler, çünkü gelecek üzerine yıkılması güç bir ümit verdiler. Kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum ve bir gelenek olarak okuduktan sonra ben de farklı kişilere hediye etmeye devam ediyorum.

Kitap çok farklı bölümlerden oluşuyor. Aldığım notları paylaşmadan önce MIT ve Harvard Medical School’dan mezun olmuş Peter Diamandis’in 2012 yılında verdiği TED konuşmasını bi’ dinleyelim. Zira hayat görüşü size kitap hakkında neyle karşılaşacağınıza dair ipucu verecektir.

Kitabı okurken aldığım notları temize çekerken hem kendim için referans olması hem sizi okumaya teşvik etmek istiyorum. Buyursunlar!

I. Bölüm

Yaşlı Plini diye tanınan Gaius Plinius Cecilius Secundus İS(İsa’dan Sonra) 23 yılında İtalya’da dünyaya geldi. Roma İmparatorluğu’nun ilk yıllarında deniz ve kara ordusuna komutanlık yaptıktan sonra, yaşamını yazar, doğa bilimcisi ve doğa filozofu olarak sürdürdü. Doğada tarif edilebilecek ne varsa tarif ettiği otuz yedi ciltlik Naturalis Historia adlı ansiklopedisiyle ün kazandı

Şu anda Abu Dabi Future Energy Company tarafından inşaatı sürdürülen Masdar şehri planlarına göz atalım. Petrol rafinerisi ile havalimanlarının çok ötesinde Abu Dabi’nin uç kısmında yer alan Masdar kısa bir süre sonra 500.000 kişiyi barındıracak ve 40.000 kişiye iş kapısı açacak. Üstelik bunları atık üretmeden ve karbon salımına yol açmadan yapacak. Şehrin yakın çevresine araba girişine izin verilmeyecek ve duvarlarının gerisinde hiç fosil yakıt tüketilmeyecek

Tüm projenin(Masdar’dan bahsediyor) teknik müdürü Jay Witherspoon’la görüşme şansım oldu. Masdar’ın Yaşanacak Tek bir Gezegen Var(One Planet Living – OPL) diye bilinen bir kavramsal temel üzerinde inşa edildiğini söyledi.

OPL için üç gerçeği anlamamız gerekiyordu. Birincisi: Şu anda insanoğlu gezegenimizdeki doğal kaynakların yerine yenisini koyabileceğimizden %30 daha fazlasını kullanıyor. İkincisi Bugün dünyadaki herkes ortalama bir Avrupalı gibi yaşamaya kalksa, bunu sürdürebilmemiz için üç gezegenin kaynağına ihtiyacımız olurdu. Yeryüzündeki herkes ortalama bir Kuzey Amerika’lı(ABD, Kanada vb.) gibi yaşamak istese, o zaman da bunu kaldırabilmek için beş gezegenin kaynağna ihtiyaç duyardık. Bu yüzden, OPL bu yetersizliklerle mücadeleyi etmeyi kendine amaç edinmiş küresel bir insiyatiftir.

Nüfusun gücü, yeryüzünün insanoğluna geçim sağlama gücünden sonsuzca büyüktür.

1966’da Dr. Martin Luther King, Jr. şöyle diyordu:

“Anlayamadığımız ortaçağın veba salgınlarından ya da günümüzdeki salgın hastalıklardan farklı olarak, aşırı nüfus salgını, keşfettiğimiz araçlarla ve sahip olduğumuz kaynaklarla çözüme kavuşturulabilir.”

İki yıl sonra Standford Üniversitesi’nden biyolog Dr. paul R.Ehrlich The Population Bomb(Nüfus patlaması ) adlı kitabıyla daha güçlü bir alarm verdi. Ama dünyayı krizin derinliği konusunda gerçekten dehşete düşüren 1968 yılında düzenlenen küçük bir toplantının sonuçları oldu. — Büyümenin Sınırları, 1972 Roma Kulübü raporlar


Siz bu cümleyi okuyana kadar bir çocuk açlıktan ölecek. Paragrafı bitirene kadar başka bir çocuk susuzluktan (ya da susuzluğunu gidermek için içtiği pis su yüzünden) ölecek.

Geçtiğimiz yirmi yılda kablosuz iletişim teknolojisi ve internet her yere yayıldı, hemen herkesin erişebileceği ve kullanabileceği hale geldi. Batıda gökyüzüü kışatan şeritler oluşturan sabit telefonu baypas ederek doğrudan kablosuz sisteme geçen Afrika bir teknoloji kuşağı atladı. Cep telefonunun yaygınlaşması üstel ilerliyor; 2000’de %2 olan kullanım oranı 2009’da %28’e çıktı. 2013’de ise %70’e ulaşması bekleniyor. Hiç eğitim almamış ve yiyecek çok az şeyi bulunan insanlar bile bundan otuz yıl önce hiç bilinmeyen cep telefonuyla bağlantı kuruyorlar. Şu anda bir Masai savaşçısı, ABD başkanının yirmi yıl önce sahip olduğundan daha iyi mobil iletişim olanağına sahip. Ve elinde Google’a giriş yapabileceği bir akıllı teefon varsa, başkanın on beş yıl önce sahip olduğundan çok daha güçlü bir enformasyona sahip demektir. 2013 sonunda insanlığın büyük çoğunluğu aynı düşük maliyetli anında iletişim ve enformasyon ağında, world wide web’de yer alacak. Başka bir deyişle, şimdi bir enformasyon ve iletişim bolluğu dünyasında yaşıyoruz.

Uzay devleri olanaksız görüyordu, ama Burt Rutan uzaya çıkmayı başardı.

Yüksek teknoloji devrimi, servetlerini bollukla bağlantılı küresel meydan okumaların çözümü için harcayan yeni bir zengin teknoloji hayırseverleri kuşağı yarattı. Bill Gates sıtmaya karşı sefer başlattı, Mark Zuckerberg eğitimi yeni baştan şekillendirmeye uğraşıyor; Pierre ve Pam Omidyar gelişmekte olan ülkelere elektrik getirme çabasına odaklanmış durumda. Liste böyle uzayıp gidiyor.
Yeni zengin trendi

Öyleyse olanaklı olan nedir?
Dokuz milyar insanın temiz su, besleyici gıdalar, karşılanabilir konutlar, kişiselleştirilmiş eğitim, en iyi kalite sağlık hizmetleri ve kirletmeyen enerjiyle yaşadığı bir dünyayı hayal edin. Bu daha iyi dünyayı inşa etmek insanlığın önündeki en büyük meydan okumadır. Bundan sonrası, kendimizi bu meydan okumaya göğüs germeye nasıl hazırlayacağımızın öyküsüdür.

II. Bölüm

Göreli yoksulluk ölçüsünün sorunu şudur: eğer elinize geçen para gereksinimlerinizi karşılamaya yetmiyorsa komşularınıza kıyasla ne kadar gelir elde ettiğinizin bir anlamı yoktur.

Açları doyurmak, temiz su temin etmek, kapalı mekanları hava kirliliğine son vermek ve sıtmayı tamamen yok etmek- dünyada sırasıyla yedi,üç,üç ve iki insanın ölüne yol açan bu önlenebilir dört koşulu ortadan kaldırmak mutlak zorunluluktur.

(28. Sayfada Abraham Mashlow’un gereksinim hikayesi var ki beni benden aldı. Oku ey okuyucu!)

Günde kişi başına üç ila beş litre temiz içme suyu ile 2000 ve üzeri kalori içeren dengeli besleyici yiyecek, yeryüzündeki herkesin en ideal düzeyde sağlıklı olabilmesi için gereken su ve gıda gereksinimini karşılamaya yeter.

Bugün 287 Milyon insanın gecekondularda yaşdığı dikkate alındığında –Birleşmiş milletler 2050 yılında 2 milyara çıkacağını tahmin ediyor — içinde yaşayan dış koşullardan koruyan ve yeterli aydınlatma, havalandırma ve sıhhi tesisat içeren bir barınak olmazsa olmazdır.

… yani gelişmekte olan ülkelerdeki temel fizyolojik gereksinimler karşılandığında gelişmiş ülkelerdeki yaşam kalitesi de yükselecektir.

Şu anda cep telefonu olanların sayısı, tuvaleti olmayanların sayısından daha yüksek

Yaklaşık 135 milyon kişi güvenilir içme suyu ve temiz kullanma suyu bulamadığı için, 2020’yi göremeden ölecek.

O kadar kötü bir durumdayız ki, bolluk kavramına sıkça yönetilen eleştirinin balirttiği gibi, kirli su gibi problemleri çözmek, tüm iyi niyetimize karşın, sonuçta sadece dünya nüfusunda bir patlamaya yol açarak durumu daha da kötüleştirebilir.

Homo saphiens gezegende kabaca 150.000 yıldır var.

Çocuk ölümleri azaldığında doğum oranı da düşer.

iktisatçı Friedrich Hayek’in katalaksi’adını verdiği şey
Matt Ridley mükemmel kitabı akılcı iyimser: refahın evrimi

III. Bölüm

İnsanlar sonsuz derece karmaşık ve ilginçtir.

Kahneman gerçeklilik yanılsamasını, “birisini anladığınızı ve onun nasıl davranacağını kestirebileceğinizi sanmak” ama bunun giderek “insanın kendi kanaatlerini gerçek sanma eğilimine dönüşmesi” şeklinde tarif ediyor. — gerçeklik yanılsaması–

Eğer bolluğa karşı çıkma gerekçeniz “çukur o kadar derin ki kurtulmak olanaksız” varsayımına dayanıyorsa, kuşkularınızı doğrulayan her enformasyonu anımsar, buna karşılık kuşkularınızla çelişen hiç bir enformasyonu aklınızda tutmazsınız.

doğrulama önyargısı
olumsuzlama önyargısı

On dokuzuncu yüzyılın sonunda Londra biriken at pislikleri yüzünden yaşanmaz bir yer haline gelmişti. İnsanlar tam bir panik havasına girmişti Demir atma nediniyle, kimsenin aklına başka bir çözüm gelmiyordu. Oysa otomobilin hayatlarına girmekte olduğundan, yakında kirli caddeler yerine hava kirliliğinden kaygılanmaya başlayacaklarındak kimsenin haberi yoktu. ~Kahneman

tumblr_ngc5qqRe9I1su40qeo1_500

Wobergon gölü etkisi

Kendinizi ciddi ölçüde büyük görürken genel olarak dünyayı önemli ölçüde küçültüyoruz.

İnsanoğlu yerel düzlemde iyimser, evrensel düzlemde ise kötümserdir.

Size matematikte daha iyi bir derece elde etmek için ne yaparsınız diye sorsam daha çok çalışmayı daha az eğenmeyi beki bir eğitmen tutmayı düşünürsünüz. Kontrol sizdedir. Ve bu yüzden de psikolojik bağışıklık sisteminizin sizi aşırı güvenli yapar. Ama eğer size, dünyadaki açlık problemini çözmek için ne yaparsınız diye sorsam hayalinizde canlandırabileceğiniz sadece aç çocuk kitleleri olur. Burada Herhangi bir kontrol duygusu ve aşırı güven söz konusu değildir, onun yerine çıpanız aç çocuklar olur ve tüm diğer olasılıkları dışlar — çok acayip–

Amigdala temporal lopta yer alan öfke nefret ve korku gibi ilkel duygulardan sorumlu badem şeklindeki küçük bir organdır

Zihnimizde yer kapmak için yarışan milyonlarca kanal var. Peki bunlar nasıl yaşıyor? Amigdala’nın dikkatini çekmek için mücadele ederek.

Kötü haber iş yapar çünkü amigdalamız her zaman korkulacak bir şey arar.

Amigdala kötü haber peşine düştüğünde er ya da geç kötü haber bulur

Tehlike kapıya dayandığında düşünmeye zaman yoktur, bunun üzerine beyin hemen kestirme yol bulur: düşünmez.

Tehlikeli durumlarda amigdala enformasyonu alın korteksi çevresine yönlendirir. Yerde kıvrımlı bir şekil görünce bunun yılan değil sopa olduğunu anlamadan önce geriye sıçramamızın nedeni budur.

DunbarsNumber

Dunbar sayısı: 150’den fazla arkadaşın O-LA-MAZ
(Daha detaylı olarak okumanız için şuraya bir makale bırakıyorum.)

Kitabı bir arkadaşıma ödünç verdim ve geri kalan diğer notları geri aldığım zaman yazabileceğim.