Bilgi Genç Sosyal Girişimci Ödülleri Ardından

Kuru duayı bırak ağaç isteyen tohum eker.

Haziran ayları mıydı bilemiyorum. Bilgi Genç Sosyal Girişimci Ödülleri başvurusunu heyecanla tamamlamaya çalışıyorduk. Bir odadaydık ve internet kopmuştu. Başvuru formundaki son düzenlemeleri yaptık ve “artık bitti” dedikten sonra ekledik: “Gönderiyoruz”. Cep telefonunu hotspot olarak kullanıp internete çıktık. Başvuruyu gönderdik. Sonra her şey değişti. Artık kırmızı hapı yutmuştuk.

bilgiGGO

Sonra biz başvuru yaptığımızı unuttuk. Ekim ortasında başvuru gönderen kişiler arasından yarı finalistler açıklanırmış. Yaptığımız başvuruyu hatırlatan bir e-posta geldi. Seçilen 18 yarı finalist arasında olduğumuzu söylüyordu. Güzel! Çünkü daha önce şiir okuma yarışmasında, lisedeki sınıflar arası halı saha turnuvasında bile çeyrek finale kalamamıştık(kaldıysak da ben hatırlamıyorum). Tabii ki güzel olacaktı.

Gelen e-posta iki hafta kadar sonra Kartal’daki bir otelde Cuma akşamından gitmemiz gerektiğini söylüyordu. Bütün bir haftasonu eğitimin ardından jüri mülakatında değerlendirileceğimizi de ayrıca belirtmişti. Açıkçası ben eğitimin Cuma akşamından başlayacağını düşünmüştüm, dinlenmemiz için erken çağırmışlar(çok da iyi yapmışlar). 24 Ekim günü önce işe valizle gidip, sonra okula valizle çıkıp en sonunda da yanımdaki valizle birlikte Kartal’daki otele geçtim(Toplamda 55km ediyor).

Yol boyunca; sokakta, metroda değil ama otele varınca bir çok sosyal girişimciyle karşılaştım. Neden sokakta sosyal girişimciyle karşılaşmayı umduğumu bilmiyorum. Ama yol üstünde geçerken “Ne yapıyorsunuz sosyal girişimciler?” ya da “Nasıl gidiyor?” diye kendilerine seslensek güzel olurmuş.
Bendeki de hayal işte zaten günlük hayatımızda kaç tane sosyal girişimci görebildik ki.  O halde iki günlük eğitim sürecinde tanıştığım sosyal girişimcilerden size bahsedeyim ben:

DSC_0340Vardığımda bir çok sosyal girişimciyle karşılaştığımı yukarıda söylemiştim. İlk tanıştığım kişi oda arkadaşım Tugay Tuna‘ydı. Kıvırcık bir süper kahraman. Daha lisedeyken arkadaşlarıyla beraber Yazılım Kulübü başlatmışlar. Gençlerin kod okuryazarı olmasını hedefliyor, ilk uygulamalarını geliştirmesine olanak sağlıyor. Gerçek bir bombaya hazırsanız: katılımcıların yüzde 50’ye yakını kız öğrencilerden oluşuyor. Ayrıca sekiz farklı okula yayılmış. Bayıldım.

Tugay ile birlikte akşam yemeğine inerken bambaşka sosyal girişimcilerle karşılaştık. Bayram Tunçbilek bunlardan biriydi. Ankara’da yaşayan ve kültürel değerlerin farkındalığını arttırmayı amaçlayan Bayram abi, katma değerin tiftik keçisiyle arttırılabileceğini söylüyor. Daha önce Ankara’da bir ay kadar yaşamış birisi olarak ben de Ankara’nın karakteristiğine ait bir şey bulamamıştım.İhtiyacı gayet iyi görmüş.

dijitalgönüllülerBayram abiyle beraber Ankara’dan yola çıkan bir diğer sosyal girişimci ise Alican Çelik. Türkiye’de 100 bin 363 dernek varmış. Bunların arasında yerel kapsamda Güvercin ve Kanatlı Hayvan Sevenler Derneği de bulunuyor Toplumsal Konuları Araştırma ve Geliştirme Derneği de. Peki bütün bu derneklerin kaçı sosyal mecraları iyi kullanıyor, kaçı yeni aldığı yazıcının bağlantısını kendisi yapabiliyor? Alican’ın başını çektiği Dijital Gönüllüler tam bu noktada devreye giriyor. İhtiyacı olan derneklere teknolojinin kullanımı için destek sağlıyor.

sertünsüzlerAnadolu denince benim aklıma Bilecik gelirdi. Karabük’ten gelen bir sosyal girişimci ve çevre mühendisi adayı Sinan Savaş‘tan sonra bu da değişti. Türkiye’de başlayan herhangi bir müzikal duymamıştım. Kurdukları Sert Ünsüzler müzik grubuyla Aşık Veysel müzikalini gerçekleştirmişler. Çok da iyi yapmışlar. Müzikal konusunda çok bilmişlik edemem zira bugüne kadar  izlediğim sadece bir tane oldu zaten. Umarım Sert Ünsüzler’inkini de çok yakın  dönemde hepimizin izlemeye fırsatı olur. Enerjik işler yaptıkları hali hazırda Sinan’dan anlaşılıyor.

Evet, dediğim gibi Tugay ile akşam yemeğine indik ve sosyal girişimcilerle tanışmaya devam ediyoruz. Uzun masanın bir ucundan API, geliştirici kelimeleri duyuluyordu. Kulak kabartmazsam olmazdı.

yuvarla_150Kelimelerin kaynağına gidince Emre Danacı‘yla tanıştım. İnternetten yaptığınız alışverişlerdeki miktarların bir üst sayıya yuvarlanmasını sağlayan entegrasyonu geliştiriyorlarmış. E-ticaret siteleri ise yuvarla.orgun geliştirdiği API’leri kullanarak müşterilerin yuvarlanan miktarı diledikleri sivil toplum kuruluşuna göndermelerine olanak sağlıyor. Harikulade! Emre  ile güzel kesişim noktalarından birisi ise o Baltık denizinin kıyısında Stockholm’de okuyup döndükten sonra ben Baltık kıyısındaki Riga’ya gitmişim.  Çok hoş bir tesadüf.

Gecenin ilerleyen saatlerine doğru ertesi günün yarı finalist eğitimlerini sebebiyle ayrıldık. Eğitim programının yoğun olacağını duymuştuk ancak 12 saat olmasını beklemiyorduk. Yoo, dostum yo.

DSC_0126

İnanamadık. Şunu itiraf etmek gerekir ki gözümüz korkmuştu ancak her bir anının keyif dolu ve enerjiyle gerçekleştiğini söylemeliyim. Eğitimin sonunda iyice beynimizin patates olmasını bekliyorduk ama International Youth Foundation’ın eğitim modüllerini aktaran Sosyal İnovasyon Merkezi’nden Suat Özçağdaş olduğundan mütevellit akşama keyif dolu biçimde çıktık.

logoİlk günün sonunda tanıştığımız kişilerin arasında Emre Gündoğdu bulunuyordu. Mimarlığın daha nitelikli bir hal alabilmesi için harekete geçmeyi öğretiyordu. Herkes İçin Mimarlık Gerektiğinde taşımalı eğitim sebebiyle kullanılmayan atıl durumdaki köy okullarına gidip bölgedeki insanlarla ihtiyacına göre yeniden şekillendiriyorlarmış. Logosuna bayılmakla beraber İstanbul Film Festivali sebebiyle uğradığım ve çok beğendiğim Beyoğlu Sinemasının bugünkü hallerinde katkıları olmuş.

bedestenlogoGüzide sosyal girişimcilerden bir başkasının adı Enver Çağrı Yıldırım. Girişimci ruhuna hayran oldum. Bizim ailede bakkaldan öte girişimci yoktur belki de bu sebeple girişmeye olan enerjisinden ötürü Çağrı’yı çok daha kıskandım. Kurmuş olduğu bedesten.co ile üniversite sebebiyle yaşadığı Gaziantep için bir sosyal girişim oluşturmuş. El emeği göz nuru usta işleri dileyenlere ulaştıran bir platform. En hoş tarafı ise ustaların bilgisini yeni nesile transfer etmek için bir çıraklık süreci tanımlamış olmaları. Siz ürün satın alınca çıraklık fonuna da katkı yapmış oluyorsunuz. Usta, yanında çalışacak çırağı finanse ederken kolaylığa sahip oluyor. Ayrıca sunum günü taktığı kravatta hala gözüm vardır, bedesten.co’ya koyar koymaz alacağım.

logo1.pngKullanmadığınız kıyafetlerden kilim yapılabileceğini hiç düşünmezdim. Boğaziçi Üniversitesinde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler okuyan Yasin Sert meydana getirdiği Geri Örüşüm projesi ile kadınların ekonomiye katılmasını sağlıyor. Çok beğendiğim bir logosu ve adı var. Fikri ve süreci basitçe açıklıyor. Kullanmadığınız kıyafetlerinizi gönderiyorsunuz; bunlar üretimin gerçekleşeceği bölgedeki(ağırlık Balıkesir) kadınlara ulaştırılıyor ve gönderdiğiniz kıyafetlerin renklerini içeren bir kilim haline dönüşerek size geri ulaşıyor. Tıpkı sağda logodaki gibi.

ssv_logo2Şehirlerin sıkıcı formuna tepki olarak meydana gelen Şehrine Ses Ver ise bir güzide orkestra kurmuş. Daha yaşanılabilir, hatıra üretilebilen şehirler üzerine uğraşıyorlar. Merve Akdağ Öner‘in liderliğinde  Kadıköy için atölyeler düzenlemiş, Güre’de yaz okulu gerçekleştirmişler. Temel motivasyonu interdisipliner bir platform olmak ve başarıyla gerçekleştiriyor. Tam da bu aralar Beşiktaş ve Üsküdar için Yavaşla ve Keşfet atölyesi düzenliyorlar. Katılın!

4-tlifBADrama Çorabı geleneğinin Karacabey,Bursa’nın Yenikaraağaç köyünde halen devam ettiğini öğrenmek benim için süpriz oldu. En çarpıcı süpriz ise Drama çorabını köyün erkeklerinin örüyor olduğunu öğrenmek oldu. Yunus Emre Ceylan‘ın içinde olduğu ekip Dedemin Örgüleri ismiyle üretilen bu çorapları tüm Türkiye’ye ulaştırmayı hedefliyorlar. Yün çorapların ne kadar nasıl sıcak tutacağını tahmin edebilirsiniz.

Eğitimin ilk 12 saatini doldurduğumuzda yorgunduk. İşin ilginç yanı, eğitimi alan olarak yerimizde oturuyorken bu yorgunluğu yaşıyorduk. Vizyoner liderlik, sürdürülebilirlik gibi konuların yanısıra geçtiğimiz yılların mezunları da aramıza katıldı. Bunların arasında Ezgi Karaağaç, Oğuzhan Canım ve Hisar Uyar bulunuyordu. Keyifli ve öğretici sohbetler gerçekleştirdik. İkinci gününde bir o kadar yoğun bir eğitim programı bizi bekliyordu.

volumeeterBen 2011 yılında ABD’ye gitmiştim ve program ücreti adı altında çeşitli miktarlar ödemek zorunda kalmıştım. Alternatif seçenek olaraksa ulaşabildiğim sadece EVS kapsamında Avrupa bulunuyordu. ODTÜ’de Tarih okuyan  Mustafa Emre Selek‘in kurucularından olduğu Volumeteer.org‘un hikayesi de buna dayanıyor. Onlar da ABD’ye gitmiş ve döndüklerinde isteyen herkesin dahil olabileceği ve derneklerin gönüllü pozisyon açtığı; gönüllülerin ise doğrudan derneklere başvuru yapıp sadece ABD ve Avrupa değil Dünya’nın dört bir yana gidebildiği bir sosyal girişim başlatmışlar. Güzel de olmuş. Size hiç oldu mu bilmiyorum ancak üniversiteden mezun olunca ben çok uzaklara bi’ gidip gönüllü olayım istemiştim. Şansınız varsa siz şimdi arayın.

Sakarya’da kurumlara kapasite artışı için destek sağlayan Ezgi Ünal adında cesur bir arkadaş bulunuyor. Çeşitli derneklerle beraber çalışıp onların fon bulabilmeleri için, proje döngüsü süreçleri konusunda bilgilendirme yapıyorlar. Farklı olan kısım ise bu işi kamu boyutunda gerçekleştirebiliyor olmaları gerçekten takdire şayan.

ustamdan_logo-k1Ustamdan.com, üretim gerçekleştiren Anadolu ustalarına yeni pazar oluşturmayı amaçlayan ve arkasında iki mühendis adayı kadının bulunduğu bir girişim. Eğitim boyunca biz Gökçe Gülcüler‘den proje hakkında bilgiler aldık. Aşağı yukarı bir yıl kadar önce çıktıkları bir Anadolu yolculuğundan etkilenerek harekete geçmişler. Bütün herşeyin bir fıstık hasadıyla başladığını söylemek sanırım yanlış olmaz.

header_logoŞehirde ev bulmanın en büyük dezavantajı emlakçılardır. Siz uzun uğraşlar sonucunda yaşamınıza devam edeceğiniz yere karar verirsiniz ve sonra evin sahibine ulaşmaya çalıştığınız esnada birisi çıkıp “buraya taşınabilmek için bana hava parası vermeniz lazım” der gibi konuşur. Standart fiyatlar istese anlaşılır ancak öncelikle sizi tartıp, ölçtükten; ne iş yaptığınızı öğrendikten sonra sizi zorlayacak miktara karar verirler ve adına komisyon derler. Beybin Esen bu hikayeyi sıklıkla yaşamış birisi ve en sonunda evimitut.net‘i kurmuş. Evinden çıkanlar ilan veriyor; ilan verenler de yeni taşınanlar da hediye kazanıyor. Tabii ki sitenin benzersiz bir UX‘e sahip olduğunu atlamayalım.

Sıcak suyun gelmesi için harcanan soğuk su dikkatinizi çekmiştir. Merve Sarısakal bundan yola çıkan bir sosyal girişimci. Geliştirdikleri Yeni Nesil Su Tasarruf Cihazı sayesinde sıcak su musluğu açtığınızda zaman ilk etapta gelecek soğuk suyu durduruyor. Böylelikle doğaya karşı daha saygılı oluyorsunuz ve en temel kaynaklarımızdan su israfın önüne geçebiliyorsunuz. Ürün halen prototip aşamasında ve kullanıcı testleri yapılmaya devam ediyor. Piyasaya çıktığında ise gerçekten fark yaratacağını ümit ediyorum.

Birinci günü de bitirdikten sonra ikinci gün aramıza konuk olan Hisar Uyar oldu. AhtapotSM’den küçük tüyolar vererek kampayanlarımızın, fikirlerimizin, projelerimizin daha fazla kişiye ulaşmasının yollarını öğrendik. Öğleden sonrasını harika bir sunum teknikleri eğitimiyle tamamladık. Muhteşem şeyleri yaparak öğrendik.
Toplamda 18 projenin yarı finalist seçildiğini söylemiştim. Geriye kalan üçü de size aktarırsak:

circles-and-obaruhu-03-05Türk Dil Kurumu’na göre oba’nın anlamı şöyle: Zekâ ve yetenekleri olağanüstü işler başaracak kadar üstün olan kimse, dâhi. Merve Tekin‘e çok uyan bir kelime olduğunu söylebiliriz. Obaruhu ismindeki sosyal girişimleriyle sürdürülebilir biyo-mimari çözümler sunuyor ve uyguluyorlar. Tam insan için, insana göre. Değişimi isteyen liderlerin bu arzularını hayatlarında uyguladıklarına şahit olmuşuzdur. Merve ise kendisini adayabilecek kadar tutku doluydu.

paralimKapayın gözlerinizi, kendinizi denizin ortasını hayal edin. Sadece rüzgarın yaladığı yelkenin sesi var, bir de kendi gürültünüz. Bu hissi bir daha unutulacak gibi değil. Yelkenciliğe kendisini adamış Volkan Hatunoğlu ile tanıştık. Geçirdiği sakatlık sonucunda yelken sporundaki aktif hayatına antrenör olarak devam etmek durumunda kalmış olan birisi. Olimpik başarılara sahip engelli yelkencileri yetiştiriyor. Yetmiyor engellilerin akran eğitimine olanak sağlayarak onların antrenör olması için çalışıyor. Kimilerinin “yok artık” diyeceği işleri gerçekleştirebilecek kadar da kararlı. Paralimpik Yelken‘in açık denizlerde rüzgarı bol olsun!

LDIT_logo_buyuk (1)Son olarak, bizim katıldığımız fikir proje ise Let’s Do It, Türkiye! idi. Gönüllülerin bir günlük katkısıyla memleketin baştan sona pampak olabileceğine inanıyoruz. Bunun için inovatif yöntemlerin katkısının kritik olduğuna inanıyoruz. Nitekim bugüne kadar 3 kez gerçekleştirilen proje bizimle başlamadı. Biz 9 aydan beri emek veriyoruz, bir fiil çeviri yapıyor, gönüllülerin katılımını sağlıyor. Gerektiğinde ekipleri destekliyoruz. 2014 yılında Let’s Do It, Kocaeli’ni gerçekleştiren aynı ekip olarak 2015’te Türkiye koordinasyonunu gerçekleştiriyoruz. Desteğinizi bekliyoruz.

DSC_0162

Mülakatların son derece heyecanla geçtiğini söylemeliyim. Bu heyecanı size aktarabilmem mümkün değil. Gelecek seneye bir sosyal girişim ile hazırlanın siz de tecrübe edin. Proje koordinatörü Serdar Apaydın sizi bekliyor olacaktır. Yıllardan beri bütün sosyal girişimcilerin heyecanını paylaştığı gibi. Bütün bu heyecan sonunda finalist olarak seçilen 10 proje açıklandı(bir kez daha tebrikler!). Aşağıdan izleyebilirsiniz:

Finalist seçilememek üzücü tabii ancak yukarıda bahsettiğim tutku dolu insanlarla tanışmak en büyük kazanımımız oldu. Zaten proje dediğimiz başlangıcı ve sonu olan bir şeydir. Bugün bu projeyle devam ediyorken yarın vazgeçip farklı birisine devam ediyor olabiliriz. Önemli olan niyeti aynı tutup devam etmektir. Sonuçta:

sywsl
Kimi zaman kazanırsın, kimi zaman kaybedersin öğrenirsin.