Cep Telefonu Olmadan Hayat mı?

Dünya’nın en güzel plajı İztuzu’dur.

Hikayeyi biraz daha geriye sararsak eğer. Bütün olay bir Çarşamba gecesi İstanbul Toastmasters çıkışında oldu. Küçük bir grup oluşturup sosyal medya bağımlılığı üzerine konuştuk. Onun bizi nasıl kendi başımıza bırakmadığından dem vurduk. Kısa konuşma esnasında hepimizin anlaştığı nokta ‘beğen‘ilmenin, ‘favorilere ekle‘nmenin bir sınırı olmadığıydı. Yanımıza almayı kesinlikle unutmadığımız telefon bunu pekiştiriyordu. Peki ya telefonumuz ortadan kaldırsaydık?
İşin ilginci bunu denemeye pek de cesaretimiz yoktu.

Her gönderdiğiniz ileti/resim/videoyla daha fazla kişi tarafından takdir edilmek istiyoruz. Peki neden? Algısal olarak o hayat formunda daha mutlu olacağımızı düşündüğümüz için olabilir mi? Adeta bir yıldız gibi. Hiç bir zaman mutsuz facebook profiline denk gelemeyeceğiniz gibi. Yönetilen bu algı(sürekli mutlu görünmek) davranışlarımızı şekillendiriyor. Yaşayış şekillerimizi etkiliyor. Aşağıda son derece iyi bir örneğini göreceksiniz

İztuzu plajını ilk defa bu yılın Haziran ayında ziyaret ettim(Ramazan bayramından mütevellit). Ayrılmak üzereyken yanımdaki cep telefonu sudan sebeple bozuldu. Ben çok sonra farkettim. 845 kilometrelik geri dönüş yolu boyunca hiç bir iletişim cihazı kullanmadım. Yazının başından hatırlayacağınız sohbetin sonucunda cep telefonu olmadan yaşamayı, iletişmeyi denemek istedim. Sonunda eve ulaştığımda bir süre daha kullanmamak üzerine kendimi ikna etmiştim. İnsan alışıyor. Her şeye alışabildiği gibi(ah! alışmak denilen zehir), buna da alışıyor.

Alışmakta zorlandığım tek konu alışık olduğum bekleme anları oldu.

Telefonsuz bir kaç gün geçirdikten hemen sonra yeniden gözlem yapabilmeye başladığımı keşfettim. Düşünmekten kaçındıkça, konfor alanı içinde rahatlığı yaşadıkça en önemli meziyetimiz olan gözlem yeteneğimizi yitiriyoruz. Her şey sıradanlaşıyor, birbirinin kopyası oluyor. İnsan olarak cep telefonunu bu kadar merkeze koyarak, ilişkilerimizin nasıl canını okuduğumuzu keşfettim.

Sözün özü geçtiğimiz ay yeni bir telefon satın alarak geri döndüm. Bir kaç fark ile:

  • Artık herhangi bir arkadaşımla buluştuğumda telefonumu ortaya çıkarmamaya çalışıyorum
  • Sosyal medya hesaplarının push notificationlarını kapalı tutuyorum.
  • Telefonumu genellikle tamamiyle sessizde tutuyorum(titreşim değil).
  • Bir anı üreteci olarak görmeye çalışıyor olabildiğince tüketmemeye çalışıyorum.

Yanınızda şarj aleti olmadan dolaştığınızı hiç hatırlar mısınız? Bir hafta telefonu evde bırakmayı deneyin. Korkmayın Dünya’ya göktaşı çarpmayacak.
Velev ki çarpacak diyelim, böyle bir haberi 4 inçlik ekrandan mı okumak istersiniz?

Kaldırın kafanızı ve gezegene göktaşı çarpmadan önce İztuzu’na bir gidin