Ve bir Space Apps Challenge biter…

Okul yaz tatiline girdiğinde Enez(Edirne)’e gitmişti çocuk. 1.10 boylarında ya vardı ya yoktu. Ege denizinin kumsaldaki kumları serinletemediğini düşünüp kovayla su taşıyordu, Ağustos’un sıcağıyla kavrulan kumsala adım atanların ayakları daha fazla yanmasın diyerek. Yoruldu en sonunda koşturmacadan, galaksinin alev topu galip geldi ve kaldıkları eve doğru yürüdü terliğine giren sıcak kum taneleriyle. Hava kararırken o bilindik manzara yine meydana geldi. Zamanla Güneş kızarıyor bu sefer gece galip geliyordu. En sonunda Dünya’ya bi’ eşlik eden yıldızlar kaldı. Çocuk gökyüzüne baktığında çocuğun aklına hep aynı soru gelirdi, yine gelmeliydi. Tam da dolunay vakti aydedeyi görünce geldi: “Peki ya Mars, böyle bir şey mi?”

Space-Apps-ChallengeSpace Apps Challenge, Nasa’nın koordinasyonunda 12-13 Nisan 2014’te gezegenin 95 şehirde hemen hemen aynı anda(yazar, saat farkı diyor) gerçekleştirdiği bir hackathon idi. Türkiye’de ise Sabancı Üniversitesinde gerçekleştirildi.

Kaç zamandır mutlaka yapacağım dediğim şeylerden birisi de bir Hackathon‘a katılmaktı. Oldu. Söylenene göre Nasa’nın kutuplardan basık yaşlı gezegenimizde 3. kez düzenlediği etkinliğe; bu sene güzide insanların “ama bu Türkiye’de olmalı be” deyip harekete geçmesiyle 2014 yılında günümüz Türkiye’si sınırları içerisinde gerçekleşti. Güzel de oldu.

Etkinliğe gelmek üzere yola çıktığımda iki kişi olduğumu sanıyordum(yazar şizofreni belirtisi gösteriyor), değilmişim.

Sabancı Üniversitesinin Bilgi Merkezi’ne geldikten sonra yavaş yavaş içimizdeki rahatsız ruh merak ile doldu. Zaten geç gelmiştik. Kediyi öldürecek olan bu merak, etrafımızda kimler olduğunu, onların ne yaptığını, neden yaptığını, nasıl yaptığını, ne zamandan beridir uğraştırdıklarını ve nereden geldikleri konusunda sabırsızlanıyordu. Öğrendi ama insan beyni uzay gibi mi üstadım genişçe, ferah ferah tutabilsin her şeyi? Unuttu elbet. Unutmadan hemen önce aldığı samimi cevaplardan ortaya dört kişilik bir takım çıkmıştı bile; dolunayı tabak gibi görebildiğin gece kadar güzel bir takım.

Sonra birden gaipten sesler duymaya başladık.

Sabancı Üniversitesinin yeşillik içindeki kampüsü Tuzla’da bulunuyor. Yani İstanbul’da yeşili göreceğim diye Tuzla’ya kadar gelmeniz şart ya da bizim bahçeye buyurun. Aktivitenin gerçekleştiği yer Bilgi Merkezi(IC) olarak bilinen bol yankılı bir yerdi. Keyifli de. Bilgi Merkezini keyifli hale sokan tavanındaki harika çukur tasarımdan kaynaklı akustiktir. Bir uçtan bir uca kubbe sayesinde ses iletimi mükemmel seviyedeydi. Biz çok eğlendik.

Takımı kurduktan sonra NASA’nın “haydi çözün bunları aslanlarım, kaplanlarım, panterlerim” dediği 5 ana kategori bulunuyordu:

#Earth Watch
#Robotics
#Asteroids
Human #SpaceFlight
Technology in #spacetech    idi.

Biz #Earth’ten Leaf Me Alone mu çalışalım, #Earth observation visualisation mı çalışalım derken. Ekibimize bir beşinci katıldı ve nihai kararımızın #Asteroids kategorisinden olacağını söyleyerek hepimizi büyüledi. Bir anda oyun yazmaya uğraşırken kendimizi bulduk. Zaten GIBS‘i twitter, mwitter ile bağlamak falan sıkıcı işler normal mesai saatinde de öğrenilirdi zaten hem API’si vardı. Önemli olan eğlenceli işler yapmaktı.

spaceappselfie

Takım dediğin kendimo’sundan(selfie) belli olur.

Oyun geliştirmeyi Unity3D üzerinde yapmağa karar verdik. Gerçeklikten yola çıkan bir de güzel hikaye oluşturduk ki, anlatayım duyulsun: “Dawn, 2007 yılında Dünya’dan fırlatılmış bir uzay aracıdır, iyon itimi(pat pat pat pat) sayesinde Vesta’ya ulaşmıştır ve 2015’te Ceres’e ulaşması beklenmektedir“. Hikayeyi geliştirmeye başladığımızda bilen birine sorup durduk. Soruları sıklaştırmak için muhteşem olacağını düşünerek tee Avrupa Yakasından aramıza bir muhteşem insanı kattık. Velhasıl-ı kelam nevişahsına mühansır kişiler olaraktan takdire şayan pek mukaddes meseleleri adeta işbirlikçi bir komün olarak sabaha değin hayata geçirdik.

Sabahlamak zor zanaat üstadım. İnsanın karnı acıkır, sırtı tutulur, uykusu gelir, motivasyonu düşer veya sinirlenirmiş. Bireysel olarak bütün bunların üstesinden gelebilmenin yegane yolu aç karnını doyurmak, uyumak isteyen bünyeyi uyutmak, tutulan sırtı sıcak tutmaktan geçiyor. İşte İstanbul Space Apps ekibi bütün süreç boyunca bence bunu hakkından fazlasıyla yerine getirdi; karnımızı tok, sırtımızı pek tuttu. Bence kocaman bir tebriği kendileri hakediyorlar.

Ayrıca bütün değerlendirmenin ve sertifika töreninin ardından bana gofret veren güzel insanı da sevgiyle hatırlatmak isterim, kendisi bütün yorgunluğu mutluluğa çeviren bir süper kahramandır :))

Süreç içerisinde her fikrimize koşa koşa yardımcı olan insanlar kelimenin tam manasıyla muhteşemdi. Yine de geliştirilmesinin daha iyi olacağını düşündüğüm bir kaç noktayı hatırlatmak istiyorum.

  • Etkinliğin sonunda seçilmişlere para ödülünden daha kıymetli bir tecrübenin veriliyor olması bence en doğru kararlardan birisidir. Türkiye’de yapılan çeşitli hackathon’larda para ödülü koyulduğunu gördük bence etkinliğin seviyesini düşürmekten ve katılımcıların arasına hırs sokmaktan başka işe yaramıyor. Umarım bu fikri korur, yıllar içinde kaybetmez. Denildiği gibi:

https://twitter.com/hopskocs/status/455760936498778112

  • Etkinliğin son dakikada tatlı bir amatör ruh ile NASA’nın küresel listesine şık bir biçimde eklendiği gerek jüriye katılanlardan(bilişim hukukçusu vb.) gerekse etkinlik esnasındaki küçük belirsizliklerden ortaya çıkıyordu. 2015 için hem katılımcı ekiplerin, hem jürinin ne yapacağı konusunda daha fazla bilgilendirilmesi çok daha güzel olacaktır lakin bu amatör ruh kaybolmadan. Örneğin: sunum süresinin kaç dakika olacağı, jüri sorularının nasıl sorulacağı belirsizlikti, kaosta yolunu buldu.
  • Etkinliğin en büyük can sıkıcı noktası bence son ana kadar hiç bahsedilmemiş olan TTNET’in muvafakatnemesidir. Sponsorlardan biri olan TTNET’in gönüllü olarak kalkıp gelen her bir katılımcıya, üretilen görsel içeriğin üzerinde hak iddia edebilmek için reklam ve tanıtımda kullanılması amacıyla muvafakatname imzalanması konusundaki zorlamasıydı. Öyle çirkin bir boyuta geldi ki: sunuma çıkmadan hemen önce önümüz kesilip, önce imza denildi. Hepsinden ötesi imzalanmadığı takdirde sunumun gerçekleşmeyeceğini iletmeleriydi. Burada organizasyon ekibinin bir günahı olduğunu düşünmüyorum. Bu durumu sponsor olduğu etkinliklere her türlü müdaheleyi yapabileceğini düşünen şirketlerin karaktersizliğinden başka şeyle açıklanamayacağını düşünüyorum.. Gelecek sene de benzer biçimde olacaksa, turnuvanın ruhunu kaybetmemesi kaçınılmaz.Nitekim bu duruma karşı şöyle güzel sözleri var, bakalım:

Adsız

  • Organizasyon ekibinin gülümsüyor olması motive edici bir şeydi, dilerim aynı neşeyi hayatlarında da korurlar :))

Sonuç olarak, aynı anda Dünya’nın farklı yerlerinde de gerçekleşen bir hackathon bulursanız katılın(önceden takım olarak gitmenin faydalı olabilir). Oyunumuzu geliştirirken kimi zamanlarda sosyal medyayı takip ettim ve Nijerya’nın Lagos’unda; Pakistan’ın İslamabad’ında, Vietnam’ın Ho Chi Minh şehrindeki insanların yaptıklarına denk gelebiliyorsunuz. Eş zamanlı olarak o insanlarla beraber galaksiyi kurtarmak üzere uyumadığınızı bilmek yaşanması gereken bir duygu. 2015’te Space Apps Challenge’a kesinlikle katılın.

Etkinlik sırasında saat 12’ye gelmeden bir kaç vakit önce atıştırmalık için dışarı çıktık ki, gördüğümüz yalnızca karanlık bir geceden çok daha fazlasıydı. Fena değil boyutlarda bir ay, dede olmuş sırıtıyordu.  Etrafındaki yıldızların arasında ise sol altındaki birinin kırmızı parladığı dikkatlice bakınca görülüyordu. size bahsettiğim 1.10 boylarındaki çocuk yıllar sonra yıldızlara bakarken ekipteki arkadaşından aslında baktığı yıldızlardan birinin gerçekte Mars olduğunu öğrendi. Evet, Mars böyle bir şeydi.