II – 1000 – 10 – II

Dönüp baktığında,
mevcut şartlar altında yapabileceğinin en iyisine uğraştığına inanıyorsan
yapacak fazla da bir şey yok; geriye kalan kısmında:
Pişman olma!

Aklımda yılı değerlendirmek üzerine  bir kalıp vardı; geçiştirmiştim; lakin pek sevgili Göker Akgün‘ün 2012 yılını geride bırakırken yazısını gördükten sonra bir ilham geldi diyebilirim. Şimdi bir 365 günlük periyodu devirmenin ardından geriye bakıyorum bende.

Üniversite tercihi açıklandığında nerede olduğu konusunda emin olamadığım Bilecik Üniversitesi bu yıl içerisinde adını değiştirdi ve Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi oldu. Daha önceki yıllardan  alışıla gelmiş üzere yarıyıl sonu sınavları yine tam yılbaşının ertesine yerleştirilmişti. Oysa biz yine yarıyıl sonu için keyiflice yapacağımızı, yaptık. Yeni yıla başlangıcın gerçekten çok iyi olduğunun ipucunu buradan anlabilirsiniz.

2011 yılının Kasım, Aralık aylarında çoğunlukla Erasmus değişim programının başvuru takibi ile uğraştığım ve yeni yıla girmeden önce düzene soktuğum için 2012 yılının başında yoğun sınav döneminden sonra 29 Ocak’a kadar yapacak bir şey kalmadı. Sonra hep beraber vaktin gelmesini bekledik…
Bu konu üzerine daha önce Teoman’ın da dediği gibi:

Bi’ şey olacağı yok ama insan bekliyor; bekliyor işte

Vakit tamam olmak üzereyken ise hem çılgınlar gibi katılmayı düşündüğüm TEDxReset için umudumu kaybetmiş ve zaten ayrılıyor olmanın hüznü ile beraber yazdan kalma bir Ocak güneşinde havalimanına vardım, ayrıldım.

https://twitter.com/metoinside/status/163588850147532800

Artık hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağının ağırlığının bilincindeydim, mümkün mertebe soğuk kanlılığımı korumak üzerine yoğunlaşmıştım. Sakin kişiliğimin böyle büyük heyecan, panik ve korku anlarında çok büyük faydasını gördüğüm gibi o vakit de nemalandım([size de ortada ölüm-kalım olmadığı sürece sakin olmanızı tavsiye ederim, hem problem çözücü bir bakış da kazandırıyor]). Bu işe başka bir amaç daha layığı kutsal bir sebep yüklemek istemiştim ki aradığım tanımlamayı az zaman geçtikten sonra buldum:

Hayat, bir valizle dolusu umutla yeşermiş hayaller ile nasıl kurulur, ne olursa olsun, öğrenecektim

Daha önce, geçmişte bir sebepten dolayı beş yıl kaybettiren acıya hazırlıksız yakalandığımdan ileride yani çok çok sonralarında da benzer bir olay başıma bir daha gelirse diye prova yapacaktım özetle. Sonra her şeyi teker teker nasıl yoluna sokacağımı öğrendim.

Tesadüf belki,
Buna karar verdikten sonra, ilk olarak TEDxReset‘ten davetiyeyi içeren e-posta geldi ama ben uzaktaydım içim yana yana reddettim lakin pek kıymetli başka bir arkadaşım Ferhat Gürer‘in katılacak olması sevindirmeye yetti. Kendisi bir konakladığım yerleşke içerisindeki yurda kartpostal atarak yıl içerisinde bir kez daha sevindirmiştir beni, öyle uzaklarda olduğunuz zamanlarda insan eski dostlarından, arkadaşlarından yanında bir hatıra arıyormuş haberiniz olsun. Bolca kartpostal atın.

Kurak kalmış, güzide anadolu şehri Bilecik’te bir fark yaratmak üzere öğrenci kulübü üzerine yoğunlaştığımdan, dilini konuşamadığım bir memlekete gelince aynı işi bu ülkede sürdürmenin imkansız değil ama çok güç olduğunu gördüm. Bu motivasyon beni boş zamanlarımda freelance olarak çalışmaya teşvik etti. Online otel rezervasyon ağlarının oteller için otomasyonunu(Channel Manager) sağlayan ABD’de ofis kiralamış (küresel görünmek adına muazzam bir çaba nasıl işlediği konusunda Türkçe düzgün bir kaynak bulabilirsem; anlatırım) bir Türk girişiminin yurt dışına açılmasını sağlamak üzere satış danışmanlığını yaptım. Okulun yanında haftada ortalama 3-5 otel yöneticisi ile elimde broşürler yüzyüze görüşüp satın almaları için ikna etmeye uğraştım. İlk kartvizit değiş-tokuşunu yaptım. Aynı zamanda VOIP ile pek çoğundan randevu koparmaya çalıştım. Aşağı yukarı üç ay sürdürdüğüm bu pozisyonda ne yazık ki, satış yapabildiğim “bir tane dahi” otel olmadı. Potansiyel müşterilerden topladığım geri bildirim ile satmaya çalıştığımız ürüne yeni bir kaç özellik eklendi(Spesifikasyon). Ben, pazarlama sektöründe güzel tecrübeler edinmenin yanında, bu konuda mühendislik öğrencisinin ne kadar aciz olduğunu farkettim kendimden yola çıkarak. Sonuç olarak aslolan bir şey vardı ki Samuel Beckett‘in dediği gibi, bu sefer de yenilmiştim ama:

Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.

1 Temmuz gününden 7 Eylül tarihine kadar oluşturmaya çalıştığım ‘Metin Akın’ kimliğim tamamiyle çöktü. Abarttığımı düşüneceksiniz ancak bu öylesine garip bir durum ki: yıllar boyunca emek verdiğiniz yazılı kimliğinizin bir anda yok sayılıyor olması çok sarsıcı oldu benim için. Bir günde adım ‘Метин Фейзи Мустафа’ oluverdi. Irkın, ismin, dilin bireysel yaşamda ne kadar yoğun etkisinde olduğumuz gerçeği bir yumruk gibi sol kulağımın arkasına doğru çarptı. Sonra pasaport ve ya kimliğe bakamadan yazamadığım ismim üzerine bir merak aldı beni. Kendimi 21 yıl sonra ilk defa doğduğum yerde buldum. Benden önceki iki jenerasyonun ne amaç ve umutlarla yaşağını birinci ağızdan dinleyebildiğim tam bir geri dönüş hikayesi oldu. Siz de geçmişinize dair bir anı ile karşılaşırsanız pek keyifli olabilir bence.

Daha önceleri sosyal mecralar üzerine bıraktığım notlar, etkiler üzerine yoğunlaşmaz, çok da umursamazdım. Kullandıkça, Couchsurfing ile buluşmalara katıldıkça, tanıdıkça; seninle daha önce hiç tanışmamış insanların ne kadar çok bilgiye sahip olduklarını farkettikçe endişelenir bir hale geldim. Artık daha dikkatliyim. Olumsuz yönü üzerine sözler sarfettiğimi düşünmeyin sakın ha! Yurttan çıkmamız konusunda tebligat gelip ev aramaya çıktığımda Couchsurfing’den tanıştığım bir arkadaşımın evinde kiracı oldum. Stajı ne yapacağım diye düşünürken twitter’dan tanıştığım bir superman, bizim şirket olumlu bakıyor dedi. Tüm bunların olabilmesi için kendinizi ifade ettiğiniz nasıl gerçek hayatta önemliyse internet dünyasında da bir o kadar gerekli.

20121219_214952

Mütok’un İnsanları

ESC - English Speaking CommunityBilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak önyargı oluşturmaktan başka hiç bir şeye sebep oluyor. En güzeli araştırmak, gidip yerinde ziyaret edip soru sormak veya tanışmak gerekirse tartışmak. Önyargılarınızı aştıktan sonra o gidip tanıştığınız insanların içerisinde bir kötü niyet varsa bu mutlaka bir şekilde ortaya çıkıyor. Bunu farkedene kadar uzun bir maraton koştuğumu söyleyebilirim ama bu sayede henüz girdiğiniz bir topluluk içinde kimin dinleyici, kimin karar verici, kimin uygulayıcı olduğunu anlamanıza yardım eden bakış kazandırıyor. Buna benzer yetilerinizi geliştirmek isterseniz, örneğin topluluk önünde akıcı konuşma için Toastmasters, beyin fırtınası yapabileceğiniz insanlar aradığınızda TED toplulukları gerçekten faydalı olacaktır. Hiç bir yararını göremezseniz (Ben çok faydasını gördüm) tanıştığınız insanlar sayesinde çevrenizi genişletmiş olursunuz. Hatta bunlardan edindiğim tecrübeyi crowdsourcing yöntemi ile birleştirerek pratikte speed-networking çerçevesinde uygulayarak Bilecik’teki insanların(Genelde öğrenci) İngilizce konuşabilecekleri bir şey oluşturduk adına da Mütok – ESC [English Speaking Community] koyduk. Güzel de oldu hani şu anda Amerika’lı, Suriye’li, Bosna’lı arkadaşlar katılıyor ve yakın zamanda[umarım] ise Çin’li insanlar da katılacak 🙂

376314_4013886239361_1950544676_n

Evin salonu

Yaza dair hatırlarken içimi gıcıklatan hatıra olarak 1903’te inşa edilmiş evimden bisiklet ile 1903’te tamamlanan binadaki şirkete gelip staja devam etmekti(artık bisiklet sürmek ciddi düşündüğüm bir hobim). Yaz denildiğinde aklıma genelde deniz, kum ve ısıtan bir güneş aklıma gelirdi, değişti. Artık yazdığım her e-postanın sonuna iyi günler yerine ‘Güneşli Günler’ ekliyorum. Ağustos ayında bir gece hava sıcaklığı 10 dereceye düşmesin diye. Öyle zamanlarda, soğuk olanın hava değil, ince olanın kıyafetlerin olduğunu anlıyorsun. Gelgelelim soğuk havalar öyle kirli değil, bir kere bile grip olmadım ta ki Türkiye’ye geri dönene kadar. Bu demek oluyor ki kocaman oldum hala kendime nasıl dikkat edeceğim bilemem.

Aslında, Dünya üzerinde bu kadar çok insan yaşıyorken ve yaşamışken, söylenmemiş söz kalmadığına inananlardan değilim. Çok çırpınmayacağım.Daha önceleri söylenmiş bu bütün sözleri Dünya’nın bir sefer de benden duyması gerek. Ne olursa olsun. Son 365 benim için çok leziz geçti diyebilirim. Her geçen gün 200 yıllık planımın içindeki emeklilik rüyası olan sahildeki bir yazlığın verandasındaki sallanan koltukta eşiyle beraber kahve içerek çocuklarının kumdan kale yapmaktaki beceriksizliğini izleyen adam görüntüsüne yaklaşmış olmanın heyecanı beni kaplamaya devam ediyor.

Yukarıdakilerin hepsini bir toparlarsak eğer. 2012’de yedi buçuk ay yurt dışındaydım. Sevdiğim yere gitmenin yanında gittiğim yeri sevmek gibi bir şeyim olduğuna karar verdim. Sporu hayatımın içine sokmak için bisiklete özendiriyorum. Önyargılar olmadan her insan ile istisnasız konuşmayı/iletişmeyi amaçlıyorum. İlham veren insanları örnek aldıkça ilham veren birisi olmak için daha büyük hırsla çabalayacağım. Hayal kurmaktan ve kurdurmaktan kesinlikle vazgeçmeyeceğim. Hem gerçekleştirmek derdimiz değilse eğer  ne diye yaşıyoruz veya daha fenası ne diye hala hayal kuruyoruz.

Velhasıl-ı kelam: Hayalinizi gerçekleştirmekten başka çareniz kalmadıysa olur bu iş! İlham verebildiysem ne mutlu, efenim, kendinize çok iyi baktığınız mutlu 2013 dileğimle

Bu yazı ortaya çıkarken, Adele dinleniyordu: