Anadolu Eşeği

önce Entelköy Efeköy’e Karşı’yı izlemiş olmanızı umuyorum
***

Uzun zamandan beri filme gitmiyordum.
“Yarın olacak sonra benimle bugün filme gitmediğin için pişman olacaksın” diyerek iki kişiye dil dökmenin sonucunda sinemaya gitmeye ikna ettim.
Ben ısrarla Girit’ten Türkiye’ye göçen “Dedemin İnsanları“na görelim iyice bir dram yapalım dememe karşın filmin daha önce izlenmiş olması tercihimizin başka film yönünde değiştirmemize sebep oldu. Twitter’da birkaç farklı kişiden duyduğuma göre Entelköy Efeköy’e Karşı ‘nın gerçekten güzel bir film olduğunu öngörmüştüm. Ardından Dondurmam Gaymak’ın yönetmeni Yüksel Aksu’nun bir filmi olduğunu öğrenince bu işe değeceğini anladım. Film ile alakalı en tatlı kısmı: “Bir Yüksel Aksu Muhabbeti “şeklinde başlamasıydı çünkü genelde filmi diye başlaması beklenir. Yüksel Aksu’nun bu sıcak cümlesinden önce tatlı muhabbetiyle başlıyor zaten film.

Hikayenin tatlılığının yanı sıra çekildiği yerin Milas olmasını çok verimli şekilde kullanmış. Muhabbette ise şehir hayatının bunalımına, kapitalizmin tüketim mantığının nereye varacağını sorgulayan bir yapısı var. Mehmet Serdar Kuzuloğlu’nun Dijital Başkent etkinliğinde söylediği gibi “Tüketim arzusu üretim yeteneğini ortadan kaldırdı”. Dolayısıyla bundan sonraki aşamanın en nihayetinde bir vazgeçişe döneceği ortaya çıkıyor. Muhabbette ise bu fikirden yola çıkıp yaktım gemileri diyen topluluğun köylüye köy hayatını öğretmek için Nesin vakfına ait İzmir’in Şirince köyündeki Matematik köyünü kurmaları gibi köy kurmalarına dayanıyor. Güzel anlardan birisi ise Bulutsuzluk Özlemi solisti Nejat Yavaşoğulları’nın sazlı sözlü harmandalı çaldığı konserinin kayda alınmış olmasıydı. Filmin fikri özünde güzel olduğu için buna Mehmet Ali Alabora’nın yanında Almanya yeşiller partisi eş başkanı Claudia Ruth’un da yer almasıydı. Tabii Claudia Ruth’un katılması çekimde bir kazanın oluşmasına sebep oluyor(izleyince anlarsınız ya da kaçırdıysanız bir kez daha izleyin)

Düşününce ise aklıma gelen fikir işimi uzaktan erişilebilir bir seviyeye çıkarıp bir köye yerleşerek hayatımı sürdürmek oldu. En nihayetinde bunun olmayacağını biliyoruz ama olma ihtimalinin aklıma gelmesi bile bende sevdiği yemeği annesinin yaptığını okuldan mutsuz eve dönünce anlayan çocuğun gülümsemesini oluşturuyor.

Muhabbetin kendimce özünü anlatmam gerekirse: Kapitalizmin alıp götürdüğü dünyada şampuan için markete ihtiyacı olmadan ulaşan gerçek çiftçiye olan ihtiyaç artıyor. Daha fazla enerji için daha fazla santrale ihtiyaç duyan insanlar ekolojik yaşam tarzını kabul eden çiftçinin geçinemeyip aç kalacağını düşünebilir ancak atladıkları nokta olan büyük kara sahip olan ekolojik turizmin etkisini gözardı edilmesi. Birde :



..
.
“İnsanlık buysa, eşeklik bizde kalsın”